KARAKARTAL - EN İYİ TARAFTAR SİTESİ

En İyi Beşiktaş Haber Sitesi

NİHAT 'IN GÖNLÜ BEŞİKTAŞTA

Kara Kartal’ın altyapısından yetişen Nihat Kahveci, Türkiye’yi başarıyla temsil ettiği İspanya’dan Siyah-Beyazlılar’a mesaj gönderdi: "Bu sezon çok mücadele ediyor, zirveyi çok istiyorlar. Sezon sonunda Türkiye’de ipi göğüsleyecek takım bence Beşiktaş olacaktır"
‘Kaybederken, kazandılar’

EURO 2008’de A Milli Takımımız’ı zafere taşıyan, Villarreal formasıyla Türkiye’yi İspanya’da başarıyla temsil eden Nihat Kahveci, Süper Lig yarışını Fanatik için yorumladı. Beşiktaş altyapısından yetişen ve yıllarca Siyah-Beyazlı formayı giyen yıldız oyuncu, şampiyonluk için en şanslı takımın, Kara Kartallar olduğunu belirtti. İşte Nihat Kahveci’nin gözünden, Süper Lig’deki şampiyonluk yarışı: Bütün maçları televizyondan izliyorum. Beşiktaş bu sezon farklı bir sistemle, çok mücadele ediyor, kupayı kazanmayı istiyor. Puan kayıpları oldu, ancak kaybederken de kazanmayı başardılar. İkinci yarıda Kartal’ın lige ağırlığını verip, şampiyon olacağını düşünüyorum...

‘Gönlümde Kara Kartal var’

“Şampiyonluk mücadelesinin zorlu geçeceği kesin... Artık Süper Lig’de üst sıraları zorlayan birçok takım var. Kıyasıya bir çekişme yaşanır, zaten böyle bir yarış sonunda gelen kupa, daha anlamlı olur. Villarreal gibi inatçı bir takım Beşiktaş. Gol yollarında da, savunmada da cömert davranıyorlar. Bu iki olumsuzluk ortadan kalkarsa, işler kolaylaşır. Başarıyı yakalayacak kapasite, benim gördüğüm kadarıyla, fazlasıyla var. Umarım Türkiye’de Beşiktaş, İspanya’da da Villarreal şampiyon olur. Oynadığım takım ile gönlümdeki takımın mutlu sona ulaşmasının sevincini yaşarım. Yaz başında dünyaya gelen kızım, bana ve sevdiklerime uğur getirdi. Umarım bunun devamı gelir...”

Beşiktaş'taki hataların nedeni

Beşiktaş'taki hataların nedeni

Fanatik'ten Orhan Yıldırım, hakem hatalarının Beşiktaş'ın makus talihi olmasının en önemli faktörünü açıklıyor.

Yönetimin pek çok konuda suçu var. Ancak muhalefet de görevini değil, kendi reklamını yapma peşinde. Camia Osmanlı’nın son dönemi gibi. Sen böyle paramparça olursan, düştüğünde tabii herkes tekme vurur.

Yıllardır hakem hataları nedeniyle şampiyonluklar, kupalar ve prestij kaybeden Beşiktaş, bugünlere nasıl geldi? Neden hep hatalara maruz kalan, hakkı yenen kulüp oldu? Bize göre bunun bir çok nedeni var. Ancak en önemli faktör, muhalefet. Evet, yönetimler değil muhalefet... Çünkü başkan ve yönetim seçimle göreve geliyor. Yani demokrasi var. Demokrasilerin olmazsa olmazının ilk kuralı da muhalefettir. Muhalefetin olmadığı yerde iktidar da olmaz! Süleyman Seba, Serdar Bilgili ve son olarak da Yıldırım Demirören’de bunu göremedik. Kısa bir nostalji yapalım isterseniz:

Kırmızıyı görmedi
1995-96 sezonu... Milli takımda birlikte çalışan hocalardan Fatih Terim Galatasaray, Rasim Kara ise Beşiktaş’ın başına geçti. Kara’nın kurduğu takım oynadığı futbolla lige damgasanı vurmaya başladı. Avrupa çeyrek final kapısını aralayıp tarihe geçti. Terim’in ekibi ise ağır aksak ilerledi. Van’da Metin Tokat, Sergen’in son dakikalarda kullandığı faul atışına Aykut’un, hem de elindeki kırmızı eldiven ile yaptığı smaçta penaltı çalmadı. Son derece ketum olan Seba, “Şerefli ikincilik, böyle şampiyon olmaktan iyidir” diyerek göndermelerde bulundu. Ardından, Altay maçı için İzmir’e gittik. Kara ile birlikte Galatasaray’ın İstanbulspor ile yaptığı maçı izliyoruz. Rakibin bariz penaltısını vermedi Vahap Beyaz. Dönen topta Arif, olimpik havuza atlar gibi kendini yere attı. Beyaz, 60 metreden penaltı çaldı. Bu kez Kara, “Biz gönüllerin şampiyonuyuz” dedi.
Bilgili döneminde 11 puan önde olan Kartal, İnönü’de Samsunspor maçında Cem Papila’ya takıldı. Arkası geldi ve yönetim, takım dağıldı.

Yol göstersenize
Demirören göreve geldi, aynı tas, aynı hamam sürüp gitti. Geçen yıl 15 puan gasp edildi. Şimdilerde, Galatasaray, Fenerbahçe ve Trabzonspor’un maçları ortada. Bütün bunlar olup biterken, muhalefetten ses seda çıkmadı. Yönetim zaten acz içinde. Hakeme olan tepkini maçtan önce ortaya koyacaksın. Yoksa, üç puan elinden alınmış, oyuncun atılmış, olan olmuş sahaya insen ne yazar ki! Muhalefet deyince siyaha, beyaz demeyeceksin, eleştirip yol göstereceksin. Ama böyle yaparsan reklam yok, öne çıkma yok, herkes kabuğunda. Derbiden bir gün önce Milliyet’te seçimi kılpayı kaybeden Fikret Orman’ın beyanı herşeyi açıklıyordu aslında. Orman, “Mali kongrede bu yönetimi ibra etmem hataydı. Sözümde durmadım” türünden açıklama yaptı. Yahu, takımın yarın tarihi maçı var. Hakem belli. Onu gündeme getirsene... Hani bir lâf vardır, ‘Koyun can, kasap et derdinde’ diye, işte ta kendisi...

Tam destek gerekli
Böyle bir camia olur mu? Bu kadar bölünmüşlük, ancak Osmanlı’nın çöküş dönemindeki iç çekişmelerde vardı. Sen birlik kuramayıp yere düşersen, bir tekme de başkasından yersin. Başkan Yıldırım Demirören ve ekibinin büyük hataları var elbette. Ama bunun yeri seçimdir. Bakıyoruz rakipler dalga geçiyor. Önce, ‘Ahmet Dursun, Seba gitsin’ diye. Sonra ‘S.....r ol git Bilgili’, şimdi de ‘Yeter Yıldırım Demirören.’ Peki yarın ne olacak? Rakip seyirciler Beşiktaş tribünlerinin tezahüratını yapıp dalga geçiyor. 2010 Ocak, yani bir yıl sonra olağan kongre var. 23 bini aşan kongre üyesi mevcut. Her şey orada belli olacak. Üyeler devam ederse Demirören ya da ortaya çıkacak diğer adaylar arasından yeni başkanı belirleyecek. Gerçek Beşiktaşlılar bu bilinçle başkanı, yönetimi, hocayı hacıyı bir kenara koyup, takıma destek olurlarsa şampiyonluk gelir. Ne hakem engel olabilir ne de başka faktörler. Yok böyle devam edilirse, ne köy olur ne kasaba!

KAYNAK: www.internetspor.com

BJK TARİHİ

Kuruluş hikâyesi

23jm8

1902 yılının sonbaharında Beşiktaş Serencebey Mahallesi'nde, o zamanın Medine Muhafızı olan Osman Paşa'nın konağının bahçesinde, 22 kişilik genç grup, haftanın bazı günlerinde toplanıp jimnastik hareketleri yapmaktaydı. Başta Osman Paşa'nın oğulları Mehmet Şamil ve Hüseyin Bereket ile mahellenin gençlerinden Ahmet Fetgeri, Mehmet Ali Fetgeri, Nazımnazif, Cemil Feti ve Şevket Beyler’in aralarında bulunduğu gençlerin ilk ilgilendikleri spor branşları, özellikle barfiks, paralel, güreş, halter, aletli ve aletsiz jimnastikti.

1903 yılı Mart ayında ise özel bir izinle Beşiktaş kuruldu. 1908'de Meşrutiyet'in ilanıyla sportif hareketler biraz daha serbestlik kazandı. 31 Mart 1909'daki siyasi olaylardan sonra Edirne'de bulunan Fuat Balkan ve Mazhar Kazancı, Hareket Ordusu ile İstanbul'a geldi. Siyasi olaylar yatıştıktan sonra iyi bir eskrim hocası olan Fuat Balkan ile başta güreş ve halter sporlarını yapan Mazhar Kazancı, Serencebey'de jimnastik yapan gençleri bularak birlikte spor yapma fikrini kabul ettirdi. Fuat Balkan, Ihlamur'daki evinin altındaki yeri, kulüp merkezi yaptı ve Bereket Jimnastik Kulübü'nün adı Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü olarak değiştirildi. Böylece jimnastik, güreş, boks, eskrim ve atletizmin ön planda tutulduğu güçlü bir spor kulübü meydana geldi. Fuat Bey'in arkadaşları Refik ve Şerafettin Beyler de iyi birer eskrimciydi.

Bu arada Beyoğlu Mutasarrıfı Muhittin Bey'in teşvikiyle Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü, 13 Ocak 1910 tarihinde tescil edilen ilk Türk spor kulübü oldu. Semtin gençlerinin bu spor kulübüne ilgisi büyüdü ve spor yapan üyelerin sayısı bir anda 150'ye yükseldi. Kulübün merkezi de Ihlamur'dan Akaretler'de 49 numaralı binaya taşındı. Bir süre sonra bu bina da küçük gelince, yine Akaretler'de 84 numaralı binaya geçildi. Bu binanın arkasındaki bahçe de bir spor sahası hâline getirildi.

Kulüp renklerinin gelişimi

Yıllardır Beşiktaş’ın ilk renklerinin kırmızı - beyaz olduğu, Balkan Savaşı'nın kaybedilmesinin ardından ölenlerin yası amacıyla siyah-beyaz olarak değiştirildiği söylenir. Beşiktaş tarihi ile ilgili birçok kaynak böyle yazmaktadır. Ancak 100. yıl belgeselinin hazırlanması sırasında yapılan ayrıntılı araştırmalarda, kırmızı rengin kullanılmadığı, renklerin her zaman siyah - beyaz olduğu yönündeki belgeler ağırlık göstermiştir. Beşiktaş 100. Yıl Belgeseli yapımcısı Tuğrul Yenidoğan, yaptığı araştırmalar sonucunda bu tartışmalara noktayı koymuştur:

Osman Paşa Konağı’nda başlangıçta ferdi sporlar yapıldığından herhangi bir forma rengine gereksinim duyulmadı. Ancak sporcuların sayısı her geçen gün yeni katılımlarla artmaya devam edince, eğitimini Fransız mektebinde tamamlamış Mehmet Şamil Bey kurucular heyetini topladı. Okul günlerinde kullandığı, okulunun renklerini taşıyan rozeti yakasından çıkardı ve gösterdi: “Bizler de tıpkı bu rozet gibi bir rozet yaptırmalı ve Kulübümüz’de spora devam eden her azayı bu rozeti taşımaya mecbur tutmalıyız” dedi. Toplantıya katılanlar Mehmet Şamil Bey’in teklifini heyecanla kabul ettiler. Toplantının sonunda rozette yer alacak kulüp renkleri de kararlaştırıldı. Tabiatın bütünüyle birbirine zıt iki ana rengi kulüp renkleri olarak seçildi: Siyah ve Beyaz...

Beşiktaş’ın ilk rozetinin yapıldığı tarih, Fransız mektebindeki rozetlerden esinlenerek miladi yıl olarak “1903” yazıldı. Üstte Arap harfleriyle “Beşiktaş” yazarken, sağda “J”, solda “K” harfleri yer aldı. arka yüzünde İstanbul'da yapıldığı yazılıdır ve iç tarafında rozeti yapan ustanın mührü yer almaktadır. Rozetteki armada yer alan yıldızın 6 köşeli olduğu dikkat çekmektedir. 2. Meşrutiyet’e kadar (1908) bu 6 köşeli yıldız kullanılmıştır. Bu rozet, İskender Yakak tarafından Kulübün Onursal Başkanı Süleyman Seba’ya hediye edilmiştir.

Kara Kartallar Efsanesi

Son iki sezonun şampiyonu Beşiktaş, 1940-1941 sezonuna gençleştirilmiş ve yenilenmiş kadrosuyla girer. Haftalar ilerledikçe puan farkını açan Beşiktaş, ligde liderliğini sürdürmektedir. Bitime 5 hafta kala rakip Süleymaniye’dir. 19 Ocak 1941 Pazar günü Semih Duransoylu’un hakemliğini yaptığı Şeref Stadı’ndaki maça Beşiktaş şu kadro ile çıkar: Faruk, Yavuz, İbrahim, Rıfat, Halil, Hüseyin, Şakir, Hakkı, Şükrü, Şeref, Eşref. O sezonun genelinde olduğu gibi, Beşiktaş yine başarılı bir oyun ortaya koyar. Maçın ikinci yarısının ortalarıdır. Beşiktaş takımı farklı önde olmasına rağmen rakip kaleye bitmek tükenmek bilmeyen hücumlar gerçekleştirmektedir. İşte o sıralarda Beşiktaş’ın akın yönü olan Şeref Stadı’nın Atatürk panosu bulunan tarafındaki tribününden bir ses yükselir: “Haydi Kara Kartallar. Hücum edin Kara Kartallar”... Şeref Stadı’nı dolduran binlerce taraftar ve maçı takip eden gazeteciler, çınlayan sesle donup kalmıştır. Son derece isabetli bir benzetmedir o anda yapılan. O sezon rakiplerini ezip geçen Beşiktaşlı futbolcuları “Kara Kartal”dan, oynadıkları futbolu “Kara Kartal gibi hücum etmek”ten başka bir şekilde tarif etmek mümkün değildir. Tribünlerden gelen sesin sahibi Mehmet Galin isimli bir balıkçıdır.

Voleci Şeref lakabıyla maruf Şeref Görkey’in voleyle attığı 3 gol ve kaptan Hakkı Yeten’nın, Şakir’in ve Şükrü’nün birer golüyle sahadan 6-0 galip ayrılırlar.

Bu maçın ardından, Beşiktaş’ın sembolü “Kara Kartallar” olmuştur...

Beşiktaş JK amblemi

 Beşiktaş Amblem'indeki ilk beyaz cizgi 1'i; 3 siyah çizgi 3'ü; ve ikinci beyaz çizgi 1'i simgelemektedir. Amblem 9 bölümden oluşmaktadır ve yukardaki dört numara (1,3,1,9) yanyana geldiğinde, 1319'u oluşturmaktadır. 1319, Rumi Takvimde 1903'e eşittir. Amblemdeki Türk Bayrağı ise Türkiye Futbol Federasyonu'nun hediyesidir. Beşiktaş Türk Bayrağı'nı kullanma hakkını Yunanistan Milli Futbol Takımı ile oynanan bir maçta Türk Milli Takımı'nı temsil ettiği için almıştır.